İdeal dünyanın yalnız hakimi, başka bir dünyanın isimleri değişirken, bir denizin kenarında dalgaların yeni rotası olmuştu. Bir gelgit anının sessiz seyircileri ise uzun ağaçlar ve yeşilin tonlarında kısa çimlerdi. Gelgitin ortasındaki zalim bir cüsse, sesinde ayrı bir acı ve kıvılcımı taşıyordu. Geniş bir yol istenendi yada çiçeklerle örülü güzel bir patika.. Bir çerçeve içerisindeki iki kişilik resim tek kişiye iniyor, zalim cüsseli ise dağların ötesindeki küçük kulübeyi hatırına getiriyordu. Kulübenin çitle çevrili etrafı, minik pencereleri, kışın tüten bacası, içerisinde ise rengarenk dünyanın hissiz yansımaları! İçinden geçen gökyüzünde yanan beyaz bulutlar, parlayan irili ufaklı yıldızlar, bir tablo gibi ışıyan güneş bazen de sadık ay.. Zalim olmak beklenen bir şeydi, kalp neşeye yabancı gibiydi. Kaos, bir yabancı dünyanın getirdiği, soluk benizli ve konuşması farklı bir kişiye salık veren bir hale dönüştü. Gelgit, bir çağlayanın yeni seslerini akla getiriyor, ruhun kaynaştığ...